Çanakkale’nin Kadınları

Çanakkale’nin Kadınları

Herkese Merhaba, Çanakkale Boğazı’nda Kasım 1914-Mart 1915 tarihleri arasında cereyan eden bir dizi deniz savaşları ile Gelibolu yarımadasında Nisa

Jumpboard İle Yağ Yakımını Hızlandırın
Hayatla Dans Etmeye Hazır Mısın?
“Kadın’ın Adı Var Peki Ya İtibarı”

Herkese Merhaba,

Çanakkale Boğazı’nda Kasım 1914-Mart 1915 tarihleri arasında cereyan eden bir dizi deniz savaşları ile Gelibolu yarımadasında Nisan 1915-Ocak 1916 tarihleri arasında yapılan kara savaşları Türk tarihine en şerefli sayfaları yazdıran birer zafer destanıdır.

Çanakkale’nin deniz ve kara savaşları; Türk Ulusal tarihinin 1800’lü yıllarının hemen çoğunluğunda görülen yenilgilerden sonra askeri ve siyasal varlığını bir kez daha kanıtladığı savaşlardır. Harp tarihine bakıldığında askeri zaferlerin genelde bir taarruz harekâtının sonunda kazanıldığı görülür. Çanakkale Savaşları ise savunan orduların taarruz edenleri yenilgiye uğratmış olduğu, nadir örneklerdendir. Bu zafer, büyük Türk ulusuna Atatürk gibi dahi bir lider hediye etmiştir. Mustafa Kemal’in Anafartalar’da parlayan yıldızını 18 Mart’ın şafağı aydınlatmış, bu zafer, Türk’e, öz benliğini-ulusal kimliğini bulma yolunu göstermiş, Türk bağımsızlık savaşının temelleri Çanakkale’nin sularında ve Conk Bayırı’nda atılmıştır.

Bugün Çanakkale Savaşlarının ve Zaferinin 104. Yılını anıyoruz hep birlikte… Bizler her yıl bu özel günde Çanakkale Savaşlarında yaşanan tarihi olaylara dair onlarca gerçekle yüzleşiyoruz aslında. Bu savaşın;

– Düşmana değil sömürgecilik denilen ve halen dünyayı kemiren canavara karşı verildiğini,

– Milletin yeterli bütçesi olmadığından düşmana karşı vatanını savunmak için geniş çapta bir bağış kampanyası ile satın aldığı fakat İngilizlerin teslim etmediği gibi parasını dahi iade etmediği kendi gemilerine karşı savaştığını,

-Müttefik ordularının komutanı olan General Hamilton’un günlüğüne “Düşman madalyayı hak etti!” diye not düşmesine ve Çanakkale Savaşı’nın fikir babası Churchill’in istifasına neden olan Türk askeri başarısını,

– Türk askerinin cephedeki kahramanlıklarının dışında o şartlarda dahi “insanlık” kavramını hiç unutmayarak bu savaşa “Son yüzyılın en centilmence savaşıdır” dedirttiğini,

-26 mayınla bir yazgının değişmesine sebep olan kahramanlık hikâyesi Nusret Mayın Gemisini…

Hepsinin hikâyesini duydunuz, dinlediniz muhakkak… Çanakkale Savaşları’nın henüz araştırılmayı bekleyen birçok siyasal, sosyal ve askeri yönünün olduğu da bir gerçek… Fakat ben bugün sizlerin zihinlerinde farklı bir pencere açmak adına bu savaşın pek bilinmeyen kahramanlarından hatta halen maalesef dünyanın birçok ülkesinde kıymeti hiçbir zaman bilinmeyenlerden bahsetmek istiyorum…

Kadınlardan, Savaşın Kadınlarından!

Vatanına, milletine ve hatta bununda üstünde barış ve adalet gibi milletler üstü kavramlara her daim sahip çıkmak için uğraşmış olan kadınlarımız Çanakkale Savaşlarında tüm bunlar için cephede Mehmetçik ile birlikte çarpışmak durumunda kalmıştır. Erkek egemen bir dünyada olduğumuzdan sanırım tarih kitaplarında da çok adı geçmez ama Çanakkale Savaşı’nın bu yönüyle ilgili bazı araştırmacı yazarlar Türk kadının cephe gerisinde hastabakıcılık, cephane taşıma gibi işlerin dışında bizzat cephede de savaştığını yazmaktadır. Üstelik erkek zorunlu kadın gönüllüdür bu savaşlarda toprağını korumaya, evladı doğumdan ölüme korumaya yeminli olduğu gibi…

Çanakkale’nin Kadın Kahramanlarına dair birkaç isim ve anekdottan bahsetmek isterim,

  1. alayın komutanı olan ve savaşta ölen babasının yerine Gediz cephesine giden ve cepheden kaçmayı düşünenlere “ben babamın yanına ölmeye gidiyorum, ya siz nereye gidiyorsunuz?” diyerek Türk kadının cesaret timsali olan Onbaşı Nezahat Hanım vardır mesela adını hiç duydunuz mu? Jean Darc’ı duymuşuzdur ama muhakkak.. Cephede ölen bir askerin cebinde şu ifadeler çıkar kendisi ile ilgili “…anne burada bir Mehmetçik Nezahat var…öyle inançla savaşıyor ki özgürlük için Türklerin Jean Darc’ı diyoruz ona.”

Anafartalar 56. Fırkada savaşan ve tarihin ilk kadın mücahidi sayılan Hatice Hanım, Çanakkale Savaşı’na Kosova’dan gönüllü katılan ve bizzat cephede savaşan Zeynep Mido Çavuş, hemşireliği dışında askeri başarısı üzerine kitaplar yazılan Safiye Hüseyin….

Bu konuya dair yabancı kaynaklardaki ilk belgesel bilgilere ise Avustralya ve Yeni Zelanda arşivlerinde, Anzac askerlerinin Çanakkale’de siperlerde yazdıkları günlük ve mektuplarda rastlanmaktadır. Örneğin, The Age adlı Avusturalya gazetesinde, 8 Eylül 1915 tarihinde şu başlıkta şöyle bir haber başlığı yer almaktadır. “Bir keskin nişancı: çarpışmanın ilk gününde vuruldu. Nişancı bir kadındı, bu Türkler bir tuhaf…”

Bir başka örnek Yeni Zelanda’dan… Çanakkale’ye savaşmak için gelen Otago Birliğinde bir asker ses kayıtlarında şöyle diyor: “Bir keskin nişancıyı yakalamak için günlerce uğraştık. Yakaladığımızda ise çok şaşırdık… Asker kıyafetleri içindeki kişi bir Türk kadını idi.”

Savaşta Mısır’da yayınlanan ”The Egyptian” adlı gazetede bir askerin ailesine yazdığı şu mektup yayınlanmıştı: ”15 Ağustos Pazar günü büyükçe bir tepeyi ele geçirme görevi aldık. Pusuda keskin nişancı Türk kadın savaşçılar bizim için orayı cehenneme çevirdi.”

Başka bir örnekte ise J. C. Davies adlı bir asker annesine yazdığı mektupta şöyle demektedir: “…Vurulduğum 18 Mayıs günü, keskin nişancı bir Türk kızı vardı. Güzel, iri yapılı ve 19-21 yaşları arasında görünüyordu. Günün uzunca bir bölümünde sürekli olarak ateş etti. Gerçi birçok adamımızı vurdu ama gün bitiminden önce Avusturalyalı bir asker tarafından vurulunca, gene de üzüldüm. Ölüsünü ele geçirdiğimizde yanında bir Türk erkeğinin cesedini de bulduk. Kadının vücudunda tam 52 kurşun vardı…Bu savaş korkunç.”

Tarihin haşin realitesi kadınlara gösterdi yüzünü her daim… Geçmişte cephede istiklalini korumak için savaşan ve ölen kadınlar…

Günümüzde  yanı başımızdaki komşu devletlerin topraklarında hem kendi hem de vatan namusunu korumak için savaşan ve ölen kadınlar…

Başka bir dünya olduğunu göstermek için çıktığı yollarda evladı deniz kıyılarına vuran kadınlar… Eşarbının önüne güzel saçının perçemi döküldü diye yaşam hakkı elinden alınan kadınlar…

Herşeye rağmen güçlü kadınlar, tıpkı Fazıl Hüsnü Dağlaca’nın şiirindeki Elif gibi hepsi…

Kalır mı Mustafa Kemal’in kağnısı, bacım,

Kocabaşın yerine koştu kendini Elifçik,

Yürüdü düşman üstüne, yüceden yüceden.

Bu özel güne dair olan yazımda her daim büyük bir onurla andığımız Çanakkale Savaşları’nda şehit olan tüm askerlerimizin yanısıra cephelerdeki isimsiz kadın kahramanlarımız başta olmak üzere savaşlarda her türlü şiddete maruz kalarak ölen tüm kadınları anmak istedim.

Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri olan Yakup Kadri “Atatürk” adlı kitabında kendi neslinin nasıl bir beklenti içinde olduğunu anlatmak için şöyle bir ifade kullanır ki benim şuan bir Türk kadını olarak nasıl bir beklenti içinde olduğumun özeti sanki: “Bizim ilk gençlik yıllarımız bir milli kahramana hasretle geçti.”

Benim neslimin de hasretle aradığı adaletli bir lider yazımı şuan okuyan genç beyinlerin arasından çıkar umuduyla…

 

Kaynakça:

Cemalettin Yıldız, Çanakkale Zaferi.2001

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Çanakkale Deniz savaşları, 2005

www.çanakkale.gen.tr

 

Çanakkale’nin Kadınları

YORUMLAR

WORDPRESS: 0
DISQUS: 0