Çingene

Çingene

Kentin kıyısında yaşayan çingene, gözyaşlarını bir bir damlattı musalla taşına. “Sen sırtımdaki yükün, kalbimdeki ağrının sahibi.. Nereye?” diye mı

Haftalık Burç Yorumları (18.03.2019)
Karın Kaslarınızı Harekete Geçirin
Değer’in Zaman Değeri

Kentin kıyısında yaşayan çingene, gözyaşlarını bir bir damlattı musalla taşına.

“Sen sırtımdaki yükün, kalbimdeki ağrının sahibi.. Nereye?” diye mırıldandı.

Gök gürültüsü gibiydi

bomba gibiydi

kalabalık gibiydi..

Şüphesiz sonrası daha karanlık olacaktı; daha karanlık ama düşsel.

Göz görmeden de, görebiliyordu ruh!

Mecnun’un Leyla’da gördüğünü gördü çingene;

Kalemine sarıldı..!

 

I –

Dante, Beatrice’i ömrü boyunca iki kez gördü ve en son 18 yaşında. Hemen sonra Beatrice bir şövalyeyle evlendi, iki sene sonra da öldü. Dante, Beatrice’in evlenmesiyle ilgili tek satır yazmadı; ama ölümü, aşkın yarattığı yıkımı, yıkımın yarattığı üretmek arzusunu körükledi. Her kitap, Beatrice’i ölümsüz kılmak için yazıldı.

“Her ruh kendini yakan aleve sarılı iyice.”  dedi önce.. Ve sonra

 

Kaç zamandır onun varlığından yoksun

ruhum, titreye titreye

ve şaşkınlıklar içinde

gözler daha onu algılamadan önce

ondan ulaşan gizemli bir etkiyle

eski sevdasının büyük gücünü duyumsadı yine.

(Araf, XXX,22-40)

 

 

II –

 

Hasan Hüseyin Korkmazgil, iki çocuğuyla Ankara’ya gelip, kendisine ulaşamayan hayranına, mektupla teşekkür etti. Kadın cevap yazdı. Sonu gelmeyen bir hızla devam etti mektuplaşmalar. Yeni bir hedef koyan o mektuba kadar..

“Seni sevdim, seviyorum. Seni anlayarak seviyorum. Bunu bugün söylüyorum sanma. Ben sevmem böylesi laflar etmeyi. Hele, hiç sevmem mektup yazmayı. Seni seviyorum diyorum, anlıyorsun değil mi? Bu benim için zor bir itiraf…Sen biraz yarınımsın benim. Biraz değil yarınımsın Azime. Sana Azimem diyorum anlasana! Seni anlayarak seviyorum Azime. Düşün ki yüzünü görmedim daha. Kimseden de sormadım seni. Seni kendi sözlerinle tanıyorum, bir de yolladığın resimden…
Geç mi kaldık? Yoo… Bu da bizim gerçeğimiz.”

 

III –

 

Sezai Karakoç , üniversitede genç bir kızı sevdi; tek kelime dahi etmediği. Mezuniyet gecesinde elden ele dolaşan Mona Roza o kıza yazılmıştı. O geceden sonra o kızı bir daha görmedi!

Yağmurdan sonra büyürmüş başak,

Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.

Bir gün gözlerimin ta içine bak

Anlarsın ölüler niçin yaşarmış.

Yağmurdan sonra büyürmüş başak.”

 

IV –

 

Attila İlhan, her gece kendisini arayan “meçhul” kadınla saatlerce konuşur. Kadın, uzun geceler boyu devam eden bu konuşmaların sonunda, “ben senin neyinim Attila?” diye sorar. İlhan: “Sen benim hiçbir şeyimsin” der kadına.

“Sen benim hiçbir şeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Uykumun arasında çağırdığım
Çocukluk sesimle ağlayarak

Sen benim hiçbir şeyimsin”

Yeni Haberler
Eski Haberler

YORUMLAR

WORDPRESS: 4
  • comment-avatar
    Mert Johen 2 ay

    Çoook beğendim, şairlere çok güzel dokunuşlar

  • comment-avatar
    Barış Gedik 2 ay

    Daha çok şiir ve daha çok duygu,bizi gerçeğe ve hayata bağlayacak,inandıracak insanlığa,daim olsun,güzel yazı!

  • comment-avatar
    Duygu 2 ay

    Kalemine sağlık İncimmm

  • comment-avatar
    Gulhan ozkut 2 ay

    canim sin harika Nihancim prens ❤️

  • DISQUS: 0