Neden Travmalarımızı Pekiştiren İnsanları Seçeriz?

AnasayfaKöşe Yazarları

Neden Travmalarımızı Pekiştiren İnsanları Seçeriz?

Öz Şefkat
Sağlıklı Sınırlar Koymak
Mutluluğun Önündeki Engelleri Kaldırın

Neden Travmalarımızı Pekiştiren İnsanları Seçeriz?… Bu konuyu ele almak için öncelikle “bağlanma teorisi” ve bağlanmanın kişilerarası iletişimimizi nasıl etkilediğinden biraz bahsedelim.

Neden Travmalarımızı Pekiştiren İnsanları Seçeriz?

Bowlby’nin 1995’te ortaya attığı “Bağlanma” kuramına göre; insanın hayatında kurduğu ilk ilişki modeli anne ve babasıyla (ya da birincil bakım vereniyle) kurduğu ilişkidir ve hayatın geri kalanında kurulacak tüm ilişki modelleri için kritik önem taşımaktadır. Çocuklar, anne ve babalarıyla olan ilişki deneyimlerden öğrenerek kendileri için bazı ilişki modelleri ve kalıpları oluşturur ve bunları erken yaşta içselleştirmeye başlarlar. Bu ilişkiye dayanarak bir bağlanma stili oluştururlar. Güvenli bağlanma, kaygılı bağlanma, kaçıngan bağlanma olmak üzere 3 temel bağlanma stili vardır. Önce bu bağlanma stillerinin ne olduğuna bakalım.

Güvenli bağlanma

Çocuğun bakımının tutarlı olması, ihtiyaçlarının istikrarlı bir şekilde giderilmesi, sevgi ve şefkat ile yaklaşılması sonucu ebeveyn ve çocuk arasında güvenli bağlanma oluşur. Çocuk, dış dünyayı kendi ihtiyaçlarına duyarlı ve güven duyacağı bir ortam olarak algılar. Bu da başkalarına karşı güven duygusunu oluşturur. Korktuğu, endişe duyduğu zamanlarda onu rahatlatacak birilerinin olduğunu bilir.

Kaygılı (Saplantılı) Bağlanma

Ebeveynin istikrarlı ve sabit bir şekilde güven alanı oluşturamadığı durumlarda çocukta kaygılı bağlanma görülür. Çocuk annenin sevgi ve şefkatinden yoksun kalmaktan korktuğu için aşırı yapışma ve bağımlı bir ilişki geliştirme eğilimi gösterir. Çocuk ebeveyniyle hem çok yakın olmak ister hem de yakın temasa karşı direnç gösterir, ambivalans bir görüntü sergiler.

Neden Travmalarımızı Pekiştiren İnsanları Seçeriz?

Kayıtsız / Kaçıngan Bağlama

Çocukluğunda, ebeveynden gerekli sevgi ve şefkati göremeyen, ihtiyaçlarının karşılanmadığı durumlarda bu bağlanma stili oluşur. Çocuk hayal kırıklığına uğramamak adına beklentisini en düşük seviyede tutmayı öğrenir. Güven duygusu geliştiremez ve yakın ilişki kuramaz. Bakım veren kişiyi yok saymayı tercih eder. Her türlü istismar ya da ihmal sonucu bu bağlanma stilinin oluşması çok olasıdır.

Neden Travmalarımızı Pekiştiren İnsanları Seçeriz?

Bağlanma stilleri neden önemlidir?

Çocukluk döneminde bakım veren kişiyle olan ilişkinin dinamiklerine göre zihnimizde belli başlı ilişki modelleri oluşmaya başlar. Bu ilişkiden yola çıkarak kendimiz, başkaları ve dünya hakkında varsayımlarda bulunmaya başlarız.

Ben iyiyim / değerliyim /sevilebilirim, başkaları güvenilir/ benim ihtiyaçlarıma duyarlı, dünya güvenilir vb. varsayımlar oluşturmaya başlarız. Bakım veren kişiyle olan ilişkimiz stabil ve güven verici olmadığında ise oluşturduğumuz varsayımlar da bu güvensizlik üzerine kurulur ne yazıkki. Ben değersizim / sevilmiyorum, başkaları güvenilir değil / sevilmeye layık değil, dünya güvenilir değil vb. olumsuz varsayımlar oluştururuz.

Hayatın ilerleyen aşamalarında kurduğumuz ilişkiler ise bu varsayımlar ışığında şekillenir. Eğer sevilmeye değer olmadığımızı, başkalarının bize değer vermediğini ve dünyanın genel olarak güvenli bir yer olmadığına dair inançlarımız kuvvetliyse, yüksek olasılıkla bu inançlarımızı besleyen insanları hayatımıza çekmeye devam ederiz. Bilinçaltı bir dürtü ile ilk ilişki kurduğumuz kişiyle olan ilişki dinamiklerini sürdürürüz ve bu dinamikleri devam ettirecek kişileri seçerek hayatımıza sokarız.

Neden Travmalarımızı Pekiştiren İnsanları Seçeriz?

Bu elbetteki çoğu zaman bilinçli bir seçim değildir. Kendisinin değersiz olduğu varsayımıyla yaşayan bir insan bir yandan da kendisini değerli hissettirecek kişilere ihtiyaç duymakta ve böyle kişiler bulmak için çaba harcamaktadır. Ama diğerlerinin onu değerli hissettiren davranışları , alışkın olduğu bir şey değildir, bünyesine yabancıdır ve alışılmadık/ yabancı her şeyde olduğu gibi kişiye korkutucu gelmektedir. Öte yandan değersiz hissetmek / hissettirilmek her ne kadar olumsuz bir durum olsa da bildiktir, tanıdıktır ve zaten yıllardır yaşadığı bir durum olduğu için sürpriz içermemektedir. Sonunu bilmediği senaryolar olumlu olsa bile bu bilinmezlik kısmı kişiyi korkuttuğu için, kendisini yine bildiği karanlık sulara bırakmayı tercih eder.

Bu nedenle insanlar, ilişkilerinde “hep böyle insanlar beni buluyor, hep aynı durumu yaşıyorum” döngüsüne girerler. Aslında hep aynı döngüyü yaşamasının sebebinin, kendisinin bilinçsiz bir tercihi olduğunu fark edene kadar ise bu döngü böylece devam eder. Farkına varmak değişim için atılan ilk adımdır. Evet kişilerin böyle kökleşmiş inançları ve ilişki örüntüleri olduğunda değişim başlangıçta korkutucu gelmektedir. Çünkü değişim, bilinmeyen demektir ve travmatik yaşantılara sahip insanlar için bilinmezlik, katlanılması en zor şeylerden birisidir. Bu nedenle bu farkındalık ve değişim süreci bir uzman eşliğinde, güvenli bir ortamda yapılmalıdır. Ne de olsa bilinmeyene yolculuk için her zaman bir rehber gerekir.

Burcu ÇETİN ŞEKER
Uzm. Klinik Psk. / Psikoterapist

 

 

 

Sevgili NHMAG okurları, Neden Travmalarımızı Pekiştiren İnsanları Seçeriz? yazımızı beğendiyseniz, Sağlık, Güzellik, Estetik, Yaşam, Pilates, Yoga, Fitness, Makyaj, Yaşam, İlişkiler, Diş Estetiği, Dermatoloji, Cilt Bakımı, İncelme, Zayıflama, Meditasyon, Beslenme, Diyet gibi Kadın ve Yaşam haberleri için NHMAG’ı takip edebilir ya da google üzerinden farklı aramalar da yapabilirsiniz…

Neden Travmalarımızı Pekiştiren İnsanları Seçeriz?

YORUMLAR

WORDPRESS: 0